Bir Oyundur Yaşamak, İnsandan Kaçan, Moliere

İnsandan Kaçan, Moliere

Kaçacak bir yer kaldı mı ya da gerçekten kaçmak mı arzumuzun aslı…

Kaçmak istediğimiz insanlar mı yoksa amacımız kendimizden mi kaçmak…

Sorular mı sorunlar mı bizi kaçışa teşvik eden, zor mu sorular çözülmez mi sorunlar…

Belki de ezeli ve ebedi bir kaçış hikayesi bizimkisi ya da sadece korkaklık…

İlk oynanışından itibaren dikkatleri üzerine çekmiş bir oyun İnsandan Kaçan ve Moliere’in üzerinde en fazla düşündüğü eserlerinden biriymiş. Diğer oyunlarındaki sürükleyici aksiyonun bu oyunda bulunmadığı belirtilmesine karşın diyalogların güzelliği, oyundaki karakterlerin derinlemesine analizi, her zaman canlı kalan ve güncelliğini yitirmeyen konuların işlenişi oyunun her daim gündemde kalmasını sağlamış.

Moliere’in eserlerini dünya için önemli bir mesaj olarak gören Jouvet, Moilere’in amacının insanlar arasında en iyinin bulunmasını, en etkili anlaşmanın, en büyük sevginin, en sağlam dostluk bağlarının kurulmasını sağlamak olduğunu düşünmektedir. İnsandan Kaçan XIV. Louis dönemi Fransa’sının saray ve kent ilişkilerini, toplum sorunlarını, sanat, siyaset, ticaret ve elbette ki insan ilişkilerini işlemektedir. İkiyüzlülük, namuslu ve kültürlü olmak, dindarlık, yalnızlık, siyaset, sevgi, dürüstlük oyunun ana temaları olarak ifade edilebilir.

Okuyanın yaklaşık bir saatini alacak bu eserin tanıtım kısmında belirtilen “daha geçen ay yazılmış” gibi ifadesi modernleşme öncesinde ve evresinde olan tüm toplumlar için çok gerçekçi diyaloglar ile dolu. İnsanın insandan kaçmasına sebep olan nedenlerin güncelliğini yitirmemiş olması üzücü bir durum olsa da yalanlar ya da dalkavuklar ile avunmak yerine gerçekler ile yüzleşmek insanın huzur ve mutluluğu için elbette ki gerekli.

Kitaptan birkaç alıntı…

Kötü yüreklerde yerim olsun istemiyorum artık…

Düşündüğünün tersini söylemek hakikaten rezillik, alçaklık, namussuzluk…

Beni en çok tiksindiren şey, o emret fındıkkabuğuna gireyim diyenler, o gönül okşayıcı laf ebeleri, o herkesle incelik yarışına çıkanlar, akılsız ile akıllıyı bir tutanlar…

Herkese değer vermek, değer vermemektir…

Madem ki zamanın çirkeflerine daldınız, siz, inanın, dışımızda kaldınız…

O sınırsız hoşgörü benim harcım değil, ben ayırt edilmek isterim başkalarından…

Saray da kent de çileden çıkarıyor beni, her yerde o bayağı şakşakçılık, haksızlık, çıkarcılık, hainlik, dolap…

Dünya değişecek değil sizin yüzünüzden…

Günün tutumuna ters düşen böylesi, gülünç eder birçoklarına sizi… İyi ya ! benim istediğim de bu… çok sevinirim bu yüzden, bu iyiye alamet, üzülürüm doğrusu beni uslu sayarlarsa…

Çok sevince kalkıyor eksiklik ortadan, ya görmüyorsunuz ya da hoş görüyorsunuz…

Sevildiğimi sanmasam sever miyim onu… ama akıl değil ki sevgiyi düzenleyen…

Çağın kötü beğenisi korkutuyor beni, daha az beğeniyorum herkesin beğendiğini…

Alkışlanmadığını görseydi, herkesle eğlenmek daha az çekici olurdu onun için…

Din ödevini yerine getirmede eksiksiz, ama adamlarını dövüyor, paralarını ödemiyor, tüm yobazların da yoldaşı, tablolardaki çıplakları kapattırıyor ama öfkesi var gerçeklere…

Başkalarını kötülemeden önce insan, kendi gözündeki merteği görmeli, başkalarını paylamak isterken de, kendi örnek yaşamının ağırlığını koymalı…

Sevenlerin gönülleri büyük fedakarlıklarla kazanılır…

Herkes övülüyor günümüzde, günümüz modası, şaşılacak bir şey yok bunda, benim uşağın da gazetede adı var.

Gönül bu kimi zaman bilmeden sever, kimi zaman seviyor sanır sevmeden…

Biliyorum kimse başa çıkamaz tutkularla, sevgi de doğmak için bağımsızlık ister, zorla sevgi güzellik olmaz hiçbir zaman, hem gönül kimi severse güzel odur…

İnsan sevdi mi hoşlanmaz kararsızlıktan…

Düşüncesiz hevesinizle yoruyorsunuz beni…

Kendimde beni dinleyecek yürek nerede?

Yaşlanmadan dünya küsmek, çölünüze gidip kendimi gömmek, öyle mi !

Yalnızlık yirmi yaşındaki bir ruhu ürkütür…

Erdemleriniz var güzelliğinizi süsleyen, açık yürekliliği yalnız sizde gördüm…

Her yandan hainliğe uğramış, haksızlıkla ezilmiş, kötülük kaynayan bir kuyudan çıkıyorum, dünya üzerinde sapa bir yer arıyorum, şerefli insanın özgürlüğünün bulunduğu bir yer’

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

%d blogcu bunu beğendi: