Gezgin ve Gölgesi, İnsanca Pek İnsanca 2, Friedrich Nietzsche

Işığı ve gölgeyi seven, kendi aydınlık ve karanlık yanlarının farkında olan dolayısı ile de tüm insanların aydınlık ve karanlık taraflarını gören Nietzsche adeta geçmiş ve gelecek zamanın tüm yollarını bir başına yürümüş gibi.  Nietzsche’yi deliliğin ve sessizliğin ıssız ve bucaksız vadilerine, derin ve serin uçurumlarına sürükleyen düş’üncelerini değil bir yazı ile ele almak anlamaya çalışmak bile ürkütücü çoğu zaman. Ne zaman bir Nietzsche kitabı okusam dünya gözümde küçülürken insanım gönlümde devleşiyor. Kesinlikle ayar bozan bir düş’ünür Nietzsche. Düşünür olmak için ifade ettiği “günün en az üçte birini tutkulardan, insanlardan ve kitaplardan uzak geçirmeyen biri, nasıl bir düşünür olabilir” cümlesi de düş’ünür olmanın herkesin harcı olmadığının ispati olsa gerek. Düşünme faaliyeti her insan için olağan bir yeti olmakla birlikte düşünür olmak, emek isteyen bir süreç. Bir başka şairin dediği gibi  “her şey ne kadar hızlı, her şey ne çok, oturup ince şeyler düşünmek için vakit yok …” Etrafında köleler görmekten hoşlanmayan Nietzsche, iş bu sebepten tembel, kuyruksallayan, efendisine sadık olduğu ve peşinden gittiği için iftihar edilen köpekleri de sevmemektedir. Kitabının sonunda felsefi köpek olarak ifade ettiği Diyojen ile kendini özdeşleştiren Nietzsche, Diyojen’in İskender’e söylediği arzusunu tüm insanlar için ifade etmektedir. “Güneşimi kapatma, üşüyorum…”

Alıntı Çizili Satırlardan denk gelenler…

“Uzun bir konuşmada en bilge kişi de bir kez deli ve üç kez aptal olur…”

“İnsanların gerçekten de çok önem verdiği şeylerin, en yakın şeylerin, ikiyüzlüce bir hor görülüşü vardır. Denir ki örneğin “yalnızca yaşamak için yenir” lanet olası bir yalandır bu, tıpkı her türlü şehvetin asıl amacının çocuk üretmek olduğunun söylenmesi gibi. Bunun tersine önemli şeylere saygı duyulması hemen hemen hiçbir zaman sahici değildir. Rahipler ve metafizikçiler bizi bu alanlarda ikiyüzlüce abartan bir dil kullanımına alıştırmışlar…”

“Gece çöktüğünde en yakın şeyler hakkında duyumsayışımız değişir. İşte rüzgar, yasaklı yollarda dolaşıyormuş gibi, fısıltıyla bir şey arıyormuş gibi huysuzdur, aradığını bulamadığı için.”

“Dinlen biraz eziyet çekmiş zavallı tin…”

“İnsan daima çok yönlü bir bağımlılık içinde yaşıyor ama kendini özgür sanıyor… İstenç özgürlüğü de yeni zincirleri hissetmemekten başka bir şey değildir aslında…”

“Ahlakın güdüleri korku ve umuttur…”

“Ruhun da pisliklerini akıttığı belirli lağımları olmalıdır…”

“Dikkat et de, dinginliğin ve huzurun, bir kasap dükkanının önünde duran köpeğinkiyle aynı olmasın. Korkusundan ileriye iki, hırsından da geriye bir adım atamayan ve gözlerini ağzıymış gibi açan köpeğin.”

“Çok kolay hor görürüm ama asla nefret etmem. Her insanda hemen saygı duyulması gereken bir yön bulur ve bu yüzden o insana saygı duyarım…”

“İyi olan her şeyden pay almak isteyen, her an küçük olmayı da bilmeli…”

“Tutkularını yenmiş bir insan, dünyanın en verimli toprağını ele geçirmiştir…”

“Her sözcük bir önyargıdır…”

“Düşüncesizliğin gaddarlığı…”

“Dünya Tiyatrosu…”

“Her insan kaderin bir parçasıdır…”

“Yalnızca kendi gördüğü zararlar akıllı yapar kişiyi, yalnızca başkalarının gördüğü zararlar da iyi…”

“Acımak için başkalarının acı çekmesi, yalnız kalmak için de başkalarını aşağılamak gerekir…”

“Buluş denilen şey, her zaman kendine vurulmuş zincirdir. Zincire vurulu dans etmek…”

“İyi bir yazarın elde edeceği son şey verimliliktir, daha ona baştan sahip olan asla iyi bir yazar olamayacaktır…”

“Geleceğe boş gözlerle mi yoksa umutla mı baktığımızı belirleyen genellikle bir lokma iyi yemektir..”

“Sürekli acı çekiyorsun, çünkü sürekli yitiriyorsun…”

“Kendime iyi gelmiyorum…”

“Ortalama insanlarla konuşurken, kapalı düşünür gözüyle düşünmeyi bilmeli, ortalama düşünceye ulaşmak ve onu kavramak için…”

“Gerçek bir tilki, yalnızca ulaşamadığı üzümlere değil, ulaştığı ve başkalarından önce ele geçirdiği üzümlere de ekşi der…”

“Bazen birisi düşünür ve insan olarak derin ve sancılı bir dönüşüm yaşar ve sonra bunun kanıtını açıkça koyar ortaya. Ve dinleyiciler hiçbir şey farketmezler ! Hala eski haliymiş gibi inanırlar ona!”

“İnsanlığın entelektüelliğinin fazla yüksek olduğunu sanmışlardı ve hatalarını algıladıklarında, suskunluk yemini ettiler.”

“Bir düşünür kendisini çürütecek hiç kimseye gereksinmiyor, bu konuda kendisi yetiyor kendisine.”

“İnsanlar daha iyi görmek için değil daha iyi parıldamak için koşalar ışığa”

“Yeniyetme genelde unutur en öğrenmeye ve bilmeye değer şeyi, kendini. Yaşamı boyunca bir parti yandaşı olarak kalır. Ah ne can sıkıntılarının aşılması, ne terlerin dökülmesi gerekir kendi renklerini, kendi fırçasını, kendi tuvalini buluncaya dek. Ve yine de kendi yaşam sanatının ustası olmaktan uzaktır, ama en azından kendi atölyesinde efendidir.”

“Eğiticiler yoktur. Bir düşünür olarak, yalnızca kendi kendini eğitmekten söz edilmeli. Başkalarının verdiği gençlik eğitimi bilinemez olanın üzerinde yapılmış bir deneydir ya da yeni varlığı, her kim olursa olsun egemen alışkanlıklara ve törelere uydurmak için yapılan esaslı bir düzlemedir. Demek ki her iki durumda düşünüre yakışmayan bir şeydir.”

“Kişi uzun süre dünyanın görüşüne göre eğitildikten sonra, günün birinde kendini keşfeder. İşte şimdi düşünürün görevi başlar, şimdi zamanıdır onu yardıma çağırmanın, bir eğitici olarak değil, kendi kendini eğitmekte deneyim sahibi biri olarak…”

“Kırklı yaşlar sessiz duran her şey gibi gizemli, temiz rüzgarların estiği, yüksek geniş bir yayla gibi, üzerinde de berrak bulutsuz, gündüz ve gece boyunca hep aynı uysallıkla bakan gökyüzü, hasadın ve en yürekten neşeliliğin mevsimi, bu yaşlar sonbaharıdır yaşamın…”

“Kadınlardaki zekanın erkekleri ürküttüğüne inanmaları, zeka duygusunun keskinliğini bile yadsımalarına ve basiretsizlik ününü kasıtlı olarak kazanmalarına kadar varıyor, böylelikle erkekleri daha uysallaştırdıklarına inanıyorlar…”

“Aptallık, kadındaki kadınca olmayandır…”

“Erkek açık ki daha kolay “zıvanadan çıktıkları” için yabanlıkları ve uzlaşmazlıkları her türlü kötülüğü kolaylıkla ölümcül noktasına kadar ağırlaştırır.

“En ağır vergi, saygı vergisidir…”

“Nefret etmek ve korkmaktansa yok olmak daha iyi, kendinden nefret etmek ve korkutmaktansa, yok olmak iki kere daha iyi…”

“Kibir ve bencillik olmadıkça nedir ki insanlık erdemleri…”

“İnsan yalnızca bir süreliğine sahip olduğu her şeye karşı özensiz ve özverisizdir…”

“En tehlikeli yandaş, yokluğu tüm partiyi yok edebilecek olandır, yani en iyi yandaştır…”

“Akıllı olduğunda yalnızca gönlünü ferah tutmaya bakmalı. Akıllıysa kişi, bilge olmaya bakmalı en iyisi…”

“Yanılsamalar elbette pahalı eğlencelerdir ama yanılsamaların bozulması daha pahalıdır…”

“kendinden geçenler kendinize dikkat edin…”

“Kendi görüşüne inandırıcı bir ışık düşürmek istiyorsan kendi kulübeni tutuştur önce..!”

“Bilgelik artışı tam olarak safranın azalışıyla ölçülür…”

“Yalnızca asilleşmiş olana verilir tinin özgürlüğü, yaşamın hafifletilmesi yalnızca ona yakınlaşır ve merhem olur yaralarına. İlk önce o söyleyebilir başka hiçbir amaç için değil sevinç için yaşadığını ve diğer tüm ağızlardan tehlikelidir onun seçim sloganı: barış olsun etrafımda ve hoşnutluk duyulsun tüm sıradan şeylerden.”

“Öyle görünüyor ki henüz gelmedi zamanı, tüm insanların yaşamasının, üzerlerindeki gökyüzünü aydınlanmış gören ve şu sözleri duyan çobanların yaşadıklarını: “Yeryüzünde barış ve insanların birbirinden hoşnutluk duymaları” Bireylerin zamanındayız hâlâ..”

Sertab Erener Tesadüf Aşk
Funda Arar, Boşver
Alaturca Club & Sufle – Uzatmalar

Bir yanıt yazın